Seyyahın Son Durağı: Psikoloji Penceresinden Bir Bakış
Uzun bir seyahatin ardısıra zihnime aldıklarımı unutmamak için çaba sarfeden o kişiydim. Seyahat etmenin her yaşta ayrı bir güzelliğinin, bereketinin, çok yönlülüğünün tadına varmanın heyecanını yaşıyordum. Niçin seyahat ediyorduk ki? Seyahat öncesi ve sonrası ben’in ne farkı olabilir? Ben seyyahlığa aday mıydım yoksa sadece bir turist miydim? Bu yolculuğun son durağı neresiydi? Kafamdaki deli sorulara vereceğim cevapları arabanın penceresinden seyredalarken bolca cevaplamaya çalışıyordum. Üniversite yıllarında öğretmenimin bir sözü doğanın bendeki yerinin en güzel örneğiydi. Öğretmenim şöyle demişti; İnsanoğlu elindeki telefona, tablete vs bakıp ne kadar hükmedebileceğini görüp büyüklenir. Fakat insanın yeri doğadadır. Dağlara, çağıldayan sulara, dalgaların sırtına bırakıp ne kadar küçük olduğunu görebilmelidir. Bence bu söz kişinin nerede durmasını gerektiğini hatırlatmaz mı? Yeşile ve maviğe olan yolculuğumu “had(sınır) bilmek” deyimiyle özdeşleştirmenin kapısını bu sözle araladım. Bana büyük adam olmanın nerede küçük olduğunu bilmekten geçtiğini öğretti. Nerede âciz olduğumu, nerede ehil olabileceğimi farkettiren bir bakış açısı kazandırdı. Seyahate de hep bu gözle bakarım. Hani Mevlâna’nın bir sözü vardır ya “Kendinden kendine sefer eyle” İşte tam da budur seyahatin karşılığı.
Keşfetme arzusunun dışa vurumudur.
Seyahat etmek, yeni bir şeyler öğrenmeye, görmeye, duymaya tâlip olmaktır. Bu durum beynimizi daha aktif hale getirdiği gibi algılarımızı da daha açık konumda tutar. Seyahat sırasında yaşadığımız duygu durumunun genel anlamda bizleri neşeli ve mutlu olduğunu düşünürsek; keşfetme arzusunun, seratonin ve dopamin hormonlarını arttırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Her yaşta kişiye farklı bir bakış açısı kazandırır.
Aynı kitabı birkaç kez okursanız farklı yerlerin altını çizersiniz. Çünkü her yaşta ihtiyacınız, önem verdiğiniz unsurlar değişkenlik gösterir. Seyahat de böyledir; aynı yerlere yolculuk dâhi yapsanız bambaşka dünyaların kapısını tıklatırken bulursunuz kendinizi. Bu farkındalık kendinize doğru daha derin bir yolculuğun ilk durağı olacaktır. Kuş bilimcisi Philippe J. Dubois’ un dediği gibi “Kendini açığa vurmanın en iyi yoludur, seyahat.”
Büyük adam olmanın püf noktasını hatırlatır.
Seyahat; kişinin üstünlüklerine ve acziyetine dair yeni bir bakış açısı kazandırır. Kişiye bu bakış açısı neleri değiştirme/rememe noktasında gücünü farkettiren en önemli unsurdur. Olaylara ve olgulara vereceği tepkileri düzenleyen bu duruş, kişiyi âdeta özüne karşı tefekküre sevk eder.
Doğanın en iyi öğretmeniniz olduğunu farkettirir.
Doğayla içiçe olduğunuzda birçok öğreti ile kendinizi başbaşa bulabilirsiniz. Doğada var olan muhteşem akis ile kendinize doğru yolculuğa çıkabilir, kendinize dair farklı nüansları yakalayabilirsiniz. Yeteneklerinizi, sevdiklerinizi, üzüldüklerinizi, değer verdiklerinizi, gayelerinizi yeniden gözden geçirebilirsiniz.
Son olarak diyebilirim ki; seyahat siz isterseniz, en iyi öğretileri kucağınıza bırakır. Siz isterseniz, yeni bir rengin de varlığından haberdar eder. Siz isterseniz, yepyeni bir “Ben’i” sizlerle buluşturur.
Kendi ufkunuza doğru seyyah olmaya hazır mısınız?









