Beyin bedava değil!
Bu sabah, ayazın yöremizi terk ettiği, kuş cıvıltılarının taze güneş ışığıyla buluştuğu bir günle uyandık. Bahar gelmedi; buranın mevsimi böyle. Bu güzel sabah beni, ünlü “Beyin bedava!” diyen amcanın sözlerine götürdü. Ilık bir sabah kokusunun hücrelere adeta format atıp insanı yenileyebileceğini düşündüm.
Beynin ne kadar farklı ve değerli bir nimet olduğunu bir kez daha hatırladım. Vücudumuzun emir-komuta merkezi, bize bağlı ama bizden üstün bir organ. Bu noktada insanın kendisine yaptığını, cümle alem toplansa yapamaz. “Hasta gibiyim” dediğinde, bu hissiyat beyine aktarılır ve beyin hemen harekete geçer: “Evet, hastasın. Tüm hücreler ve organlar, yataklara düşün!” Ve beden, bu komuta itaat eder. Yapamayacağını hissettiğinde, beyin yine emreder: “Bu iş sana göre değil, bırak kalsın.” Böylece sürünmece başlar; tüm hücrelerinle sürünür, işi uzatır, sonunda pes edip geri çekilirsin.
Gerçekten de o meşhur amca haklı: “Beyin bedava!” Tıpkı diğer nimetler gibi, beyin de bize karşılıksız verildi. Ancak her nimetin bir sadakası, bir zekatı vardır. Beynin de bedavaya verilmediğini unutmamalıyız. Bilgisayar gibi pahalı bir hediye; işle, depola, yeri gelince kullan, veri gir, araştır, oku, duy, dinle, yönet, konuş, yaz, çevir, çöz, bul… Bunların hepsi beyinle yapılır. Beynin mükemmelliğini kavrayabilseydik, anın hesabını verebilmenin sorumluluğunu hissetseydik, bu bizi harekete geçmeye yeterdi. Sağlıklı geçen her günü şükürle karşılamak için vesile arardık.
Beynin hakkını vermenin en temel yolu, tevhidi bir bakış açısı kazanmaktır. Allah’ın birliğini, yaratmasını, görmesini, işitmesini, gücünün her şeye yettiğini aklımıza yerleştirdiğimizde, günlük işlerimizden insanlarla ilişkilerimize kadar her şey yoluna girecektir. Allah, tüm nimetleri ve güzellikleri vermeye muktedirdir; önemli olan, kulun bu nimetleri nerede harcadığıdır. Kullanılmayan beyin, tıpkı çürüyen bir madde gibi atılmaya mahkum olur. Eğer beyin iyi yönetilmez, hayırlı işlerde kullanılmazsa, ardında kalıcı bir eser bırakmadan yok olur.
Beynin hakkını vermenin bir diğer yolu da iradedir. Sağlam bir irade, yönetilebilir bir beynin anahtarıdır. İnsanoğlu iradesiyle iyiyi kötüyü seçer ve o yönde harekete geçer. Zaman israfı ya da zamanı verimli kullanmak da iradenin bir parçasıdır. Hayatın sunduğu iki seçeneğin ortasında kalmak, sonsuz bir uçurumda savrulmaktır. Bu yüzden, “hemen başlamak” en etkili çözümdür.
Beynimizi, geleceğe dair kaygılarla, geçmişin yasını tutan düşüncelerle ya da insan ilişkilerini yıkıcı düşüncelerle doldurmak gerçekten değer mi? Akıl ne geçmişe ne de geleceğe hükmedebilir; ancak ana hükmedebilir. Akıl, onu yerinde kullananların kârıdır. İrade ve beyin ilişkisini doğru yönetenler, bu nimeti zaferle taçlandırır.
Yapmak istediklerinize, beyninizin mükemmel yaratılışını düşünerek odaklanın. Zamanın daraldığını fark edip “hemen, şu an” harekete geçin. Allah’ın kudretini unutmadan yardım için dua edin. Unutmayın, akıl ZAMANINDA fikredenlerin kârıdır. Akılla, iyilikle…









