Kendimizin doktoru olmaya tâlip miyiz?
“İnsan, kendinin doktorudur” derdi babam. Bu söz, zorlandığım ve kaldıramadığım zamanlarda önce kendimi yoklamam gerektiğinin bir hatırlatıcısıydı. Kendimize yönelmek, bazen bizi huzurla kucaklarken bazen de fısıldanan acılarla yolculuğa çıkmayı gerektiriyor. Her iki durumda da kollarımız sadece kendimizi kucaklıyor. Fısıldananları duymak, bu sesleri duymak için kendimize yakınlaşmak ve zaman ayırmak kalbimizi ve ruhumuzu iyileştirir.
Kalbimizi ve ruhumuzu iyi hissettirecek kişilerin, uğraşıların ve mekânların varlığını fark etmek, kendimizin doktoru olmanın ilk şartı olsa gerek. Kafa karışıklığını gidermenin ve alternatifleri artırmanın, ya da ilerleyen yaşımızla değişen kişiliğimizin hızına yetişmenin bir yolu olmalı. Bu yol, kendimize dair ipuçlarını yakalamak, bedenimizin mutluluğuna dair tepkilerini anlamak ve bu tepkileri doğru okuyabilmektir.
O vakit, bedenimize yakınlaşıp fısıltıları duymaya ne dersiniz? Kalbimizi ve ruhumuzu besleyen kişileri, aktiviteleri ve ilişkileri yeniden keşfetmeye? Haydi o zaman, bu satırlara ve senin doldurduğun satır aralarına kulaç atmaya…
Güneşi İçine Alan Gözler
Gözlerimiz, mutluluğumuzun en güzel yakalandığı uzuvlarımızdan biridir. Eğer bulunduğumuz ortam ya da ilişki bize mutluluk veriyorsa, gözbebeklerimiz canlı, parlak ve büyük olur. Muhatabımızla konuşurken göz teması kurabiliyorsak, hiç şüphesiz kendimizi daha cana yakın bir duruş sergilerken buluruz. Çekildiğimiz fotoğraflara bu bilgiler ışığında şöyle bir göz gezdirmeye ne dersiniz?
Tebessümün Kahramanı Dudaklar
Dudak uçlarımız, hayata bakışımızı ele veren bir başka duruştur. Pozitif düşündüğümüzü ve ânı yaşayıp mutlu olduğumuzu, dudak uçlarımızın yukarıya doğru kıvrılmasından anlayabiliriz. Ancak dikkat, her tebessüm gerçek değildir. Gerçek tebessümün emaresi, göz kenarlarımızdaki kazayaklarının oluşmasıyla anlaşılabilir. Gerçek bir tebessüm, iç huzurumuza dair önemli bir ipucudur.
Hafifçe Eğilen Baş
Hafifçe yana eğdiğimiz başımız, bulunduğumuz ortamda ya da karşımızdaki kişiye ilgi gösterdiğimizde ortaya çıkan bir beden pozisyonudur. “Şu andan mutluyum, ilgimi çekiyor” demenin bir başka yoludur. Başımızı ara ara öne doğru hafifçe eğmemiz ise muhatabımızla iletişim halinde olduğumuzu gösterir.
Gözardı Edilen Ayakların Yönü
Ayaklarımızın yönü, bulunduğumuz ortamda ilgi düzeyimizi gösteren ipuçlarından biridir. Ayaklarımızın içi ve yönü, uğraştığımız alana veya muhatabımıza dönükse, ânın keyfini çıkardığımızı gösterir. Tam tersi, ayak uçlarımız kapıya dönükse, kendimizi zorlamadan ortamdan uzaklaşabiliriz.
Kemal Sayar’ın dediği gibi, “Seni hayata bağlayan neyse oraya dokun. Ruhunla oraya dokun. Sana canlılık veren şey neyse onu al, hayatına taşı.” Evet, bize canlılık veren neyse onu bulmalı ve ruhumuzla ona dokunmalıyız.
Sevgili okur, bize canlılık verenin, içimize mutluluğu sığdırmanın ipuçlarını bedenimizden okumaya, kalbimizin fısıltılarını duymaya ve kendimizin doktoru olmaya tâlip miyiz?









